Kişisel Blog

Japonya Deprem ve Afet Hazırlığı Uygulamalarından Öğrenilecek Çok Şey Var!

Ülkemiz bir deprem kuşağında yer alıyor. Bunu sık sık yaşanan depremlerden de anlamak mümkün. Geride bıraktığımız dönemde yaşadığımız felaket hafızalarımızda önemli bir yer tutuyor. Bu felaketlerle tekrar karşılaşmamak için ise yaşamın her alanına dokunan önlemler almamız şart. Günlük alışkanlıklardan inşa sürecine kadar tüm hayatı düzenlemesi gereken bu afet ve deprem hazırlıklarında aslında örnek alabileceğimiz bir ülke de mevcut: Japonya.
 
Ülkemizden daha yoğun bir deprem kuşağında yer aldığı kabul edilen Japonya’nın deprem tarihi oldukça kabarık. Kısa aralıklarla şiddetli sarsıntıların yaşandığı ülkede can ve mal kayıplarını mümkün olan en az seviyeye indirmek için ise uzun yıllardır disiplinli çalışmalar yürütülüyor. Biz de bu Japonya deprem hazırlıklarından ilham alarak kendi uygulamalarımızı hayata geçirmekte hızlanabilir, yıllar içinde test edilip başarıları kanıtlanan adımları ülkemize taşıyabiliriz.
 
İlk olarak toplumsal bilinçlenmeden bahsetmemiz lazım. Japonya afet hazırlıkları kapsamında toplumsal bilincin kazanılması için uzun yıllardır 1 Eylül Afet Önleme Günü’ne ağırlık veriyor. Bir simge olan bugünle birlikte düzenli olarak okullarda, iş yerlerinde devlet binalarında, yaşam alanlarında tatbikatlar ve simülasyon çalışmaları yapılıyor.
 
Yaralanmalarda yapılması gereken ilkyardım müdahalelerinden acil durum ve deprem çantası hazırlamaya kadar kapsamlı tatbikatlarla toplumun afet anında mutlaka yapması ve asla yapmaması gerekenler tekrar ediliyor. Bu sayede bir afet anında kişilerin, acil yardım ekibi gelene kadar iş arkadaşlarına, sınıf arkadaşlarına, ailelerine, komşularına ilkyardım müdahaleleri yapabilecek donanımda olması sağlanıyor.
 
Bunun dışında erken uyarı sistemi de aktif olarak kullanılıyor. TV’ler, cep telefonları, radyolar ve benzer bütün cihazlara yayın yapabilen Japonya deprem erken uyarı sistemi, depremin birkaç saniye ile birkaç dakika öncesinden uyarı yayımlayarak insanların hızla daha güvenli yerlere ulaşmaları için zaman kazandırıyor. Bu uyarı sistemine bağlı olan demir yolu sistemi de deprem uyarısı verildiğinde alarma geçiyor ve trenler otomatik olarak duruyor. Bu sayede yüksek hızla seyreden trenlerin deprem nedeniyle raydan çıkıp savrulmasını ve içindeki yolcuların zarar görmesinin önüne geçiliyor.
 
Toplumsal Bilinçten Dayanıklı Yapılara Kadar
 
Ülkede afet ve deprem hazırlıkları tabii ki toplumsal bilinçlendirme ile sınırlı değil. En önemli çalışmalar aslında binalarda ve altyapı faaliyetlerinde görülüyor. Dünyanın en katı inşaat yönetmeliklerinden bazılarına sahip olan Japonya’da depreme dayanıklı binalar inşa etmek için bilim ve teknolojinin her türlü faydası değerlendiriliyor. Deprem hareketine uyum sağlayacak şekilde sarsıntıya uyum sağlayabilecek esneklikte yapılar tasarlanıyor, yüksek yapılarda hidrolik amortisörler ve kauçuk deprem izolatörleri kullanılıyor.
 
Ayrıca kültürel miras niteliğindeki eski yapılar da depreme dayanıklı olacak şekilde güçlendiriliyor. Okullar, hastaneler, kamu binaları, istasyonlar, kısacası halkın kullanımında olan tüm yapılar da deprem ve afetlere dayanıklı olacak şekilde inşa ediliyor ya da güçlendiriliyor. Böylece deprem önlenemese bile deprem nedeniyle yapılardan kaynaklanacak zararların en aza indirilmesi hedefleniyor.
 
Ancak yapılan çalışmalar yalnızca üstyapı ile sınırlı değil. Japonya’da depreme dayanıklı altyapı çalışmaları da oldukça kapsamlı. Deprem felaketinin ardından temiz su sıkıntısı yaşanmaması için altyapı boruları yenilenirken aynı zamanda sensörler ve yapay zeka destekli araçlarla arızalar ile sızıntılar tespit edilebiliyor. Böylece bir afetin ardından arızalanan borular kolayca tespit edilip su sorunu yaşanmasının önüne geçilmesi hedefleniyor. Benzer çalışmalar atık boruları ve kanalizasyon için de yapılıyor.
 
Altyapı çalışmaları kapsamında su kadar gaz, elektrik ve internet bağlantıları da düzenli olarak denetleniyor. Ülkeye internet erişimi sağlayan denizin altındaki optik internet kablolarının güçlendirilmesinden sokaklardaki bağlantı noktalarına kadar her aşama gözden geçiriliyor. Böylece afet anında ve sonrasında yaşamın aksamaması amaçlanıyor.
 
Aynı şekilde yollar, köprüler ve diğer ulaşım seçenekleri de insanların tahliyesi, ilkyardım ekiplerinin ulaşması gibi hayati noktalarda aksama olmaması adına düzenleniyor. Deprem nedeniyle çöken bir yolun çok kısa sürede tekrar inşa edilmesi bunun en somut örneklerinden. Afetlerin ardından zarar gören yolların ve köprülerin tekrar hizmet verebilir hale gelmesi için farklı planlar ve görevlendirmeler bile yapılmış durumda.
 
Tüm bunların yanında olası zararların önüne geçilmesi ve finansman yönetimi için de hazırlıklar yapılıyor. Sanayi bölgelerinin güçlendirilmesi için çeşitli teşvikler, afet sonrasına yönelik sigortalar ve mali paketler üzerinde düzenli olarak çalışılıyor. Böylece kritik öneme sahip altyapının mali açıdan korunması da sağlanmış oluyor.
 
Kısacası Japonya; afet  ve depremlerin öncesini, oluşma anını ve sonrasını kapsayan geniş ölçekli planlar ve hazırlık çalışmalarıyla oluşabilecek can ve mal kayıplarını mümkün olan en düşük seviyeye indirmek için elinden geleni yapıyor. Biz de bir deprem ülkesi olarak bu çalışmalardan dersler alabilir, afetlere hazırlık çalışmalarımızı düzenleyebiliriz.
 
Girişimcilik
Şehircilik ve Çevre
İnovasyon