Kişisel Blog

İş Hayatında ve Ofislerde Sosyal Mesafe Nasıl Uygulanabilir?

Covid-19, korona virüs ve corona virus gibi farklı isimlerle anılan pandemi sürecinde hem iş hayatı hem de günlük hayat büyük bir değişim yaşadı. Hayatımıza karantina ve sosyal mesafe gibi yeni kavramlar girdi. Uzun süren bekleyişin ardından da “yeni normal” adı verilen yeni bir süreçle iş hayatı hareketlenmeye başladı. Ancak bu yeni dönemde, geçmişteki uygulamalar ve alışkanlıklardan oldukça farklı bir düzen bizi bekliyor. Özellikle iş hayatında ve ofislerde sosyal mesafeye uymak, toplum sağlığı ile iş hayatını aynı anda korumak için olmazsa olmaz. Peki, ofiste sosyal mesafe uygulamaları nasıl hayata geçirilebilir?

İlk ve en önemli kural, masalar ve koltuklar arasında en az 1-2 metre, mümkünse daha fazla mesafe bırakmak. Korona virüsün bulaşıcılığından korunmak için tüm çalışanlar arasında birkaç metre mesafe oluşturmak, hastalığın yayılmasını önlemek için mutlaka uygulanmalı. Tabii bunu uygulamak için de birkaç seçenek bulunuyor. Ya tüm masalar ve koltuklar arasına seperatörler koyulacak ya çalışanların bir kısmının home office çalışacağı bir düzene geçip ofisteki kişi sayısı azaltılacak ya da merkez ofisler dışında uydu ofislerden yararlanılarak tüm personelin aynı ofiste toplanması önlenecek. Böylece daha geniş alanda daha az insan bulunacağı için sosyal mesafe kuralına uyulması mümkün olur. Zaten yapılan araştırmalar ve açıklamalar da birçok büyük firmanın hibrit çalışma yöntemine ya da tamamen uzaktan çalışmaya geçtiğini gösteriyor.

Çalışanlar haftanın farklı günlerinde ofiste ve diğer günlerinde evde çalışacağı hibrit çalışma, hem ofis kalabalığının hem de şehir trafiğinin azalmasını sağlar. Aynı şekilde şehrin farklı bölgelerindeki uydu ofisler de tüm personelin merkez ofiste bulunması yerine kendilerine en yakın ofiste çalışmasını sağlar. Bu da trafiği ve kalabalığı önlemeye yarar. Yakın döneme kadar bir iş görüşmesinin ya da toplantının başında ve sonunda tokalaşmak, profesyonelliğin gerekliliği olarak kabul ediliyordu. Ancak “yeni normal” denen dönemde fiziksel temas en düşük seviyede. Sarılma, tokalaşma, dokunma gibi tüm fiziksel temas gerektiren hareketler özelikle iş hayatında artık yerini temassız iletişime bırakmak zorunda. Zorunlu temas hallerinde ise eldiven kullanımı şart.

Zorunlu temas gibi artık gerekliliği tartışılan bir diğer kavram da fiziksel olarak bir araya gelinerek gerçekleştirilen toplantılar ve eğitimler. Teknolojinin ve dijitalleşmenin böylesine yaygınlaştığı bir çağda, karantina döneminde de tecrübe ettiğimiz gibi neredeyse tüm toplu aktiviteler video toplantılar üzerinden gerçekleştirilebiliyor. Bir bilgisayar kamerası ve internet bağlantısı sayesinde kimseyle temas etmeden tüm toplantıları ya da şirket içi eğitimleri organize etmek mümkün. Üstelik hem zaman hem de maliyet bakımından da oldukça tasarruflu.

Salgından önce gün içinde nerelere dokunduğunuzu düşünün. Taksinin kapısı, ofis kapı kolu, masa, diğer insanlar, ortak kullanım araçları, koltuklar, toplu taşıma araçları derken gün içinde birçok yerle temas ediyorduk. Ancak yeni dönemde bu alanların tamamının düzenli olarak dezenfekte edilmesi gerekiyor. Çalışma masaları, klavyeler, kumandalar, tuvaletler, toplantı odaları, kısacası ofis içindeki ve dışındaki her yerin ve her şeyin sık aralıklarla dezenfekte edilmesi, ofisin farklı noktalarına dezenfeksiyona yardım eden temizlik ürünlerinin yerleştirilmesi şart.

Kısacası iş hayatında korona virüsten korunmak için geniş alanlara sınırlı sayıda insan almak, ortak kullanıma açık tüm malzemeleri sık sık dezenfekte etmek, çalışanlar arasında geniş mesafeler bırakıp seperatör gibi ayırıcılar kullanmak, mümkün olan tüm aktiviteleri dijital teknolojilerle çözmek gerekiyor. Ayrıca unvanı ya da görevi ne olursa olsun yüksek ateş ve soğuk algınlığı benzeri semptomlar gösteren tüm çalışanların en yakın sağlık kuruluşuna gönderilmesi, şüphe geçene kadar da evinde karantinada kalması sağlanmalı.