Kişisel Blog

Şehirleşirken Yeşili Korumak Neden Önemli?

Şehirleşmenin artmasıyla etkisini daha güçlü hissettiğimiz küresel ısınma, artık neredeyse geri dönülmesi güç bir seviyeye ulaştı. Tarihi rekorların kırıldığı sıcaklıklar, mevsimleri tersine çeviren hava koşulları, aniden bastırıp hayatı sekteye uğratan ekstrem doğa olayları, temiz su ve doğal kaynakların kritik eşiğin altına düşmesi gibi etkileriyle karşı karşıya olduğumuz küresel iklim krizinde şehirlerin payı oldukça büyük. Çünkü her geçen gün artan plansız şehirleşme ile birlikte dünya genelinde betonun hakim olduğu, yeşilin çok kısıtlı alanlara hapsedildiği bir dünyada yaşıyoruz.

Dünya genelinde hızla artan şehirleşme oranı nedeniyle özellikle büyükşehirlerde yeşil alanlar azalıyor, yapılaşma artıyor. Oslo, Sydney, Singapur, Viyana gibi birkaç büyükşehri saymazsak da dünya genelinde şehirlerdeki yeşil alan oranları, olması gerekenin oldukça altında. Oysa bunun tam tersi olmalı, tüm şehirlerde yeşil alanların oranları artırılmalı. Bunun nedenlerine yakından bakarsak şehirlerde yeşil alanların oranlarının neden artması gerektiğini daha iyi anlayabiliriz.

Hepimizin bildiği gibi ağaçlar, fotosentez yaparken karbondioksit alıp oksijen verirler. Bu da bizim daha kaliteli ve temiz bir atmosferde yaşamamızı sağlar. Dünya genelinde hava kirliliği ölüm oranlarının yılda 7 milyonu aştığı göz önünde bulundurulursa temiz havaya olan ihtiyacımız daha iyi belirtilmiş olur. Oysa küçük bir ormandaki ağaçların ömürleri boyunca tonlarca karbondioksit depolayabildiği ve bulundukları alanın havasını temizlediği de araştırmalarla ortaya konulmuş durumda.

Ayrıca ağaçların, bulundukları alanlardaki iklimi koruma işlevi üstlendikleri de bilinir. Şehirleşme arttıkça yaşam alanlarında binaların ve yolların güneş ışınlarını yansıtarak ortaya çıkardıkları ısı adaları, orada yaşayan insanları ve tüm canlıları olumsuz şekilde etkiler. Şehirlerin kırsal alanlardan daha yüksek hava sıcaklığına sahip olmasının nedenlerinin başında gelen bu ısı adalarıyla mücadele etmenin yolu ise yeşil alanları koruyup güçlendirmekten geçer. Bu sayede şehirlerin sıcak yaz aylarında daha serin ve yaşanılabilir olması sağlanabilir. Isı adalarının ortaya çıkardığı altyapı sorunları da bu yolla önlenebilir.

Fiziksel ve Ruhsal Sağlığa Olan Katkıları

Ağaçların ve yeşil alanların etkileri üzerine yapılan birçok araştırmada, bu tip bölgelerde bulunmanın genel insan sağlığını olumlu şekilde etkileri ifade edilir. Hava kirliliğini önlemeye yarayan ağaçların aynı şekilde su kaynaklarını temizlemesi, yağmur sularını filtrelemesi, oksijen seviyesini artırması gibi faydalarının yanında fiziksel ve zihinsel sağlığa başka katkıları da vardır. Yeşil alanlarla iç içe yaşamak ve doğada vakit geçirmek; kan basıncını düzenler, şehir gürültüsünü azaltarak konfor sunar, kaygıyı azaltır, doğal antibiyotik etkisi gösterir. Bu da daha az depresyon ve fiziksel problem, daha az stres anlamına gelir.

Buna ek olarak ağaçlar, şehirlerdeki biyoçeşitliliği de korur ve güçlendirir. Dünyadaki kuş çeşitliliğinin %20’sinin şehirlerde yaşadığına yönelik açıklamalar da bunu kanıtlıyor. Ayrıca kırsal bölgelerde olduğu gibi şehirlerde de ağaçlar, erozyonu önler.

Kısacası şehirlerde yeşil alanları koruyup güçlendirerek hem bu bölgelerde yaşayan insanların fiziksel ve zihinsel sağlıklarının korunmasına yardımcı olmak hem de biyoçeşitliliği korumak, toprağı ve suyu temiz tutmak mümkün. Biz Ege yapı olarak projelerimizde doğa ile iç içe yaşam alanları tasarlarken de bu ihtiyacı göz önünde bulunduruyor, insan-doğa ilişkisinin faydalarına göre seçimler yapıyoruz. Doğanın şehirlere katkıları daha iyi anlaşıldıkça dünya genelinde ve ülkemizde bu uyumu daha yoğun biçimde görebiliriz.
Girişimcilik
Şehircilik ve Çevre
İnovasyon