Kişisel Blog
Yenilenebilir Enerji Yatırımlarında Çin Farkı Açıyor

Yenilenebilir Enerji Yatırımlarında Çin Farkı Açıyor

Temiz enerji kaynaklarına yönelimin dünya genelinde belli oranda arttığına dair birçok araştırma mevcut. Bu hepimiz adına sevindirici bir gelişme, çünkü yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı arttıkça fosil yakıt kaynak bağımlılığı azalacağı için gezegenimizin geleceğine doğrudan etkisi olan karbon emisyonuna karşı daha kalıcı çözümler üretebileceğiz. Artan yenilenebilir enerji yatırımlarında dikkat çeken ülke ise hiç kuşkusuz Çin.

Bir devlet politikası olarak yenilenebilir enerji sektörüne yatırımlarını sürdüren Çin, bugün bu alanda en çok yatırım yapan ilk on ülke arasında. Ancak farkı şu ki bu listede yer alan diğer ülkelerin toplamından daha fazla yatırım yapıyor. Öyle ki Çin tarafından yenilenebilir enerji ve ulaşımın elektrifikasyonu için yapılan yatırımlar, toplam yatırımların %60’ını oluşturuyor. Listedeki diğer dokuz ülke ise kalan %40’ı kendi aralarında paylaşıyor.

Yakın tarihe kadar dünyanın en büyük emisyon kaynağı olan Çin’de son 12 ayda %1’den fazla yaşanan düşüş tek başına önemli gibi görünmese de dönüşümün bu hızla devam etmesi halinde çok daha anlamlı sonuçlar göreceğimizi işaret ediyor. Bu düşüşü önemli kılan ise ekonomik faaliyet ve enerji talebinde artış yaşandığı bir dönemde elde edilmiş olması. Zira geçmişte de emisyon oranında belli düşüşlerin yaşandığı görülmüş, ancak bu düşüşler genel olarak üretimin ya da enerji talebinin düştüğü dönemlerde yaşanmıştı. Ekonomik gerileme yaşanmadan ve üretim artarken bu düşüşün sağlanması ise örnek alınması gereken bir süreçten geçildiği anlamına geliyor.

2030 yılından önce karbon emisyonunun zirveye ulaşması ve 2060 yılına kadar da karbon nötr hedefine ulaşmayı planlayan Çin bu konuda yatırımlarına devam ediyor.

Toplam Kapasitenin Yarısından Fazlası Yenilenebilir Kaynaklardan

2024 yılında yaklaşık 400 gigawatt (GW) rüzgar ve güneş enerjisi sistemi kuran Çin, henüz tamamı açıklanmayan 2025 yatırımlarıyla toplamda 1900 gigawatt yani 1.9 terawatt (TW) kapasiteye ulaşmış durumda. Bu da tüm dünyanın yaklaşık 5 terawatt olan kapasitesinin üçte birinden fazlasının Çin’de olduğu anlamına geliyor. Bunun yaklaşık yarısını güneş enerjisi oluştururken %27’sini rüzgar enerjisi, %23’ünü hidroelektrik, %3’ünü ise biyo-kütle enerjisi oluşturuyor.

Kısacası Çin; yenilenebilir enerjiye yatırım yaparken yalnızca tek bir kaynağa değil, alternatif kaynaklara ayrı ayrı yatırımlar yapıyor. Bu yatırımların bir sonucu olarak da bugün Çin’in toplam enerji kapasitesinin %56’sını yenilenebilir enerji oluşturuyor. Üstelik güneş ve rüzgar enerjisi kapasitesini 2030 yılına kadar 1200 gigawatt’a çıkarma hedefini de 5 yıl önceden yakalamış durumda.

Son 15 yılda yaptığı kararlı ve düzenli yatırımlarla yenilenebilir enerjide dünya lideri konumuna erişen Çin’in yalnızca beş yılda güneş enerjisi kapasitesini dört katına çıkarmış olması bile tek başına büyük bir başarı. Ülkenin aynı dönemde rüzgâr enerjisi kapasitesi ise iki katına çıkmış. 2030 yılı hedefi ise dünyanın yenilenebilir enerji kapasitesinin %60’ının Çin tarafından karşılanması

Ülkenin sera gazı emisyonunun yaklaşık %90’ının enerji sektöründen kaynaklandığı düşünülürse yapılan bu yatırımların ve elde edilen başarıların önemi daha net anlaşılabilir. Sorunun kaynağı olan enerji sektöründe yapılan bu dönüşüm çalışmalarına ayrılan bütçe ise dünya ortalamasının yaklaşık 2,5 katı.

Çin’in elde ettiği bu başarının ardından diğer ülkelere düşen görevler ise şöyle özetlenebilir:

  • Üretimin tüketimi düzenli olarak karşılayacak kapasitede olması için enerji depolama sistemlerine daha fazla yatırım yapmak
  • Üretim ve tüketim bölgelerini birbirlerine bağlayacak dağıtım şebekelerini yaygınlaştırmak
  • Yenilenebilir enerji sistemlerinin genel sisteme entegre edilmesinin maliyeti karşısında yatırımları artırmak
  • Entegre sistemler ve yapay zeka kullanılarak üretimden dağıtıma her noktada teknolojiden yararlanmak

Dünyanın en büyük emisyon üreticisi Çin’in yaşamakta olduğu bu dönüşümden alınacak dersler önemli. Büyük yatırım bütçeleri ayırarak, inovasyona yatırım yaparak, kapsamlı teşvikler uygulayarak yenilenebilir enerji sistemlerine dönüşüm oranını artırmak mümkün. Geleceğimizi doğrudan etkileyen enerji bağımsızlığı ve sürdürülebilirlik için de bu dönüşümü kararlı biçimde hayata geçirmemiz kaçınılmaz.