Kişisel Blog Sitesi

Girişimcilikte Farklı Bir Boyut: Sosyal Girişimcilik Nedir, Ne Değildir?

Girişimcilik kavramı son dönemde yeni bir anlam kazandı. Temel olarak girişimcilik, kâr amacı güden bir anlayışken sosyal girişimcilik adıyla yayılan yeni anlayış, bunu bir adım öteye taşıyor. Girişimciler genellikle yeni fırsatları takip eder, sektörlerde yeni ürünler ya da hizmetlerle öne çıkmaya çalışır ve birkaç yıl içerisinde yatırımlarını kâra dönüştürmeyi hedefler. Sosyal girişimciliğin farkı ise ilk beklentinin kâr değil, sosyal fayda olması.

Genel kabule göre topluma faydalı işler yapmak için devletin kendisi ya da bir STK yani sosyal yardım kuruluşu olmak gerekir. Hatta çoğu zaman STK’lar devletler tarafından desteklenir ve toplum menfaatine uygulamaların siviller tarafından hayata geçirilmesi hedeflenir. Ayrıca şirketler de sosyal sorumluluk projesi adı altında sosyal faydayı hedefleyen uygulamalara yönelir, gelirlerinin çoğu zaman küçük bir kısmını bu projelere aktararak toplum menfaatine harcar. Sosyal girişimciler ise devletler-STK’lar ile sosyal sorumluluk projeleri üreten şirketlerin arasında yer alan, iki kaynaktan da beslenen oluşumlardır. Yani “Sosyal girişimcilik nedir?” sorusunun cevabı, “İlk amacı sosyal fayda olan girişimleri hayata geçirmektir.” şeklinde özetlenebilir. Sosyal girişimci de fırsatları fark edip mevcut sorunları çözmek için yatırım yapan, proje üreten ve en büyük hedefi kâr etmek olmayan kişidir.

Sosyal girişimcilikte tabii ki kâr etme hedefi bulunur. Ancak elde edilen bu kâr yine sosyal fayda için harcanır. Asıl amaç da toplumsal sorunları ve ihtiyaçları kamu görevi ya da küçük bir uğraş olmadan çözmeye çalışmaktır. Ürün ya da hizmetler, piyasa koşulları dikkate alınarak sunulsa da hem yüksek kâr hedefi bulunmaz hem de elde edilen kazanç toplumsal sorunları çözmekte kullanılır.

Basit bir örnek vermek gerekirse sosyal girişimcilik şu şekilde de özetlenebilir: Devletler ve STK’lar, ihtiyaç sahiplerine tüketmeleri için balık verir; girişimler, talep edenlere balık satar. Sosyal girişimler ise ihtiyaç sahiplerine balık temin ederken balıkçılık sektörünün gelişip daha düşük maliyetle daha geniş kitlelere ürün ve hizmet sunmasını hedefler. Bunu sağlamak için hem üreticiyi hem de tüketiciyi koruyup geliştirecek projeler üretir, toplumsal menfaatler doğrultusunda yatırımlar yapar.

Peki, sosyal girişimcilik neden son dönemlerde yükselen bir değer halini aldı ve neden önemli? Bireysel farkındalığın arttığı modern çağda toplumun bazı üyeleri, yeterli imkanlara sahip olmayan diğer üyeler için faydalı ve uzun süre yürütülebilir çalışmalar yapma konusunda daha istekli, daha aktif. Sosyal sorumluluk projelerinden farklı olarak sosyal girişimcilik projelerinde ise sadece var olan sermayenin toplumun faydasına harcanmasının yerine sermaye geliştirilerek daha fazla insana, daha uzun süre ulaşabilme hedefi hayata geçirilebiliyor. Böylece toplumun aksayan yönüne yara bandı olmak yerine kalıcı tedavi uygulanmaya çalışılıyor.

Türkiye’deki sosyal girişimcilik örnekleri son yıllarda hızla artıyor. Öyle ki günümüzde Türkiye’de de dünyada da başarılı sosyal girişimcilik örnekleriyle karşılaşmak mümkün. Ülkemizden bir sosyal girişimcilik örneği verecek olursak Fazla Gıda uygulamasına değinebiliriz. Yeterli besin kaynaklarına ulaşamayan kişilere yiyecek dağıtmanın farklı bir

boyutu olan Fazla Gıda; büyük marketler ve diğer gıda tüketicilerinin, son kullanma tarihi geçmese bile çöpe atmaya hazırlandığı gıdaları, onlara ihtiyaç duyanlara sunuyor. Üretilen gıdaların neredeyse %70’inin çöpe atıldığı günümüz şartlarında hem gıda kaynaklarını değerlendirmek hem yeterli besin kaynaklarına ulaşamayanlara bir çözüm sunmak hem de bu gıdaları bağışlayanlara vergi indirimi gibi imkanlar vermek, Fazla Gıda oluşumunu başarılı bir sosyal girişimcilik örneği olarak karşımıza çıkarıyor.

Tabii sosyal girişimcilik için de belirli kriterleri karşılamak gerekiyor. Yani sosyal girişimcilerin belli özelliklere sahip olması gerekiyor ki projelerinde başarıya ulaşmak için daha şanslı olsunlar. Mesela inovatif düşünmeden ve yeniliklere açık olup trendleri takip etmeden bir girişimi hayatta tutmak pek mümkün değil. Tabii bunu yaparken yeni şartlara uyumlu olunmalı ve mutlaka girişimin yönetimi profesyonellere bırakılmalı. Yani yalnızca gönüllülük esasıyla yürütülebilecek bir kavram değil sosyal girişimcilik. Bir de faaliyet yürütülen alandaki kaynaklar ile ihtiyaçlar ve eksiklikler iyi tespit edilmeli. Böylece sermayeyi korurken girişimin doğru hedef kitleye ulaşması ve tabii ki toplumsal fayda sunması sağlanabilir.