Kişisel Blog
Fraksiyonel Liderlik: Esnek Stratejiler İçin Güçlü Destek

Fraksiyonel Liderlik: Esnek Stratejiler İçin Güçlü Destek

Kurumsal hayatta değişmez kabul edilen pek çok unsurun dönüşüme uğradığı bir dönemden geçiyoruz. Uzun yıllar boyunca tartışmasız doğru olarak görülen birçok uygulama bugün kesinliğini, hatta geçerliliğini yitirmeye başladı. Bu uygulamalardan biri de organizasyonel yapılarda yöneticilerin kalıcı pozisyonlarda konumlanması anlayışı. Geçmişte bir yöneticiden beklenen, tüm enerjisini uzun yıllar boyunca tek bir kuruma adamasıydı; ancak yeni iş dünyası bunun tek geçerli doğru olmadığını açıkça gösteriyor. Tam zamanlı liderlik anlayışı, artık yerini giderek daha fazla yarı zamanlı diğer bir ifadeyle fraksiyonel liderlik modelleriyle paylaşmaya başlamış durumda.

Klişe hâline gelmiş olsa da içinde bulunduğumuz dönem dönüşüm ve hız çağı olarak tanımlanabilir. Bu gerçeklik, günlük yaşamda olduğu kadar iş dünyasında da yeni yaklaşımları zorunlu kılıyor. Kurumsal yapıların gelişmesi, departmanların çeşitlenmesi ve uzmanlık alanlarının belirginleşmesiyle birlikte liderlik pozisyonlarının sayısı artarken, bu rollere yönelik beklentiler de değişiyor. Günümüzde liderlerden yalnızca varlık göstermeleri değil; hız baskısı ve sürekli dönüşüm ortamında doğru zamanda doğru kararları alabilmeleri bekleniyor. Bu durum, her an fiziksel olarak ofiste bulunan liderler yerine ihtiyaç anında yön verebilen liderlik modellerine olan talebi artırıyor. Yarı zamanlı diğer bir ifadeyle fraksiyonel liderlik yaklaşımı da bu dönüşümün doğal bir sonucu olarak öne çıkıyor.

Bir liderin tam zamanlı değil de belirli bir süre, proje ya da hedef için göreve getirilmesi olarak tanımlanabilecek fraksiyonel liderlik, yarı zamanlı ama güçlü etkili bir liderlik anlayışı. Bu, aslında günümüzün paylaşım ekonomisine paralel şekilde ihtiyaç duyan şirketlerin liderleri belirli görevler ya da dönemler için paylaşması olarak da tanımlanabilir. 

CEO, CFO, CMO, CHRO gibi C-Level olarak anılan pozisyonlar başta olmak üzere birçok üst düzey liderlik ihtiyacı için değerlendirilebilen fraksiyonelin liderliğin parçalı liderlik olarak anılması bir kafa karışıklığı oluşturmamalı. Çünkü bu liderler aynı anda birçok farklı şirkete odaklanmak yerine net takvimleri ve hedefleri olan, şaşmaması öngörülen bir takvim doğrultusunda liderlik meziyetlerini sergileyen ve görev sonunda ayrılan kişilerdir. Yani üst düzey tecrübe ve uzmanlıklarını belirli sınırlar çerçevesinde sunarlar, başarıya ulaşırlar ve hizmetlerine ihtiyaç duyan başka kurumlara geçerler.

Dengeli Bütçeyle Üst Düzey Deneyime Erişim

Bu yönetim modeline en fazla ihtiyaç duyan yapıların başında tabii ki girişimler geliyor. Deneyimli yöneticilere ihtiyaç duyan ancak tam zamanlı istihdamın maliyet yükünü taşımakta zorlanabilen girişimler için fraksiyonel liderlik önemli bir alternatif sunuyor. Pazar dinamiklerini, stratejik kırılma noktalarını ve operasyonel riskleri iyi analiz edebilen bu deneyim düzeyi sayesinde deneme-yanılma kaynaklı zaman ve bütçe kayıplarının önüne geçmek mümkün hâle geliyor.

Zamanın en kritik sermaye olduğu bir ortamda, üst düzey yönetim uzmanlığı gerektiren alanlara esnek erişim sağlamak girişimlere önemli bir rekabet avantajı kazandırıyor. Bu sayede yüksek kalite standartlarına daha dengeli bütçelerle ulaşılabiliyor ve stratejik karar süreçleri hızlanıyor. Söz konusu yaklaşım, büyüme yolculuğunda daha güçlü ve kararlı adımlar atılmasına sağlam bir zemin oluşturuyor.

Orta ve büyük ölçekli şirketler de belirledikleri hedefler, karşılaştıkları sorunlar veya tanımladıkları yeni sorumluluk alanları doğrultusunda fraksiyonel liderlere yönelebilir. Bu noktada danışmanlık, mentorluk ya da koçluk ile fraksiyonel liderlik arasındaki ayrımın net yapılması önemlidir. Fraksiyonel liderler belirlenen süreler veya görevler kapsamında strateji geliştirir ve karar alma süreçlerinde aktif rol üstlenirken; danışman, mentor ve koçlar daha çok yön gösterme ve destek sağlama işlevini yerine getirir. Başka bir ifadeyle fraksiyonel liderlik doğrudan yönetim sorumluluğu içerirken, diğer roller rehberlik odaklıdır.

Özel uzmanlık ve üst düzey deneyim gerektiren fraksiyonel liderliğin avantajları bu noktada belirginleşir. Tam zamanlı istihdam maliyetine kıyasla daha dengeli bir bütçeyle güçlü liderlik kapasitesine erişilebilir, değişen iş ihtiyaçlarına uygun yetkinliklere daha hızlı ulaşılabilir. Bunun yanı sıra yeni perspektifler kazanmak, projeleri uzmanlığa dayalı bir yaklaşımla yürütmek ve yönetim süreçlerine objektif bir dış bakış açısı kazandırmak da bu modelin önemli kazanımları arasındadır.

Kurum kültürüne uyumun zaman alması veya aidiyet düzeyinin sınırlı kalması gibi riskler zaman zaman ortaya çıkabilse de özellikle girişimler ve büyüme sürecindeki şirketler başta olmak üzere deneyim ve kaliteye ihtiyaç duyan her organizasyon, doğru sözleşme ve yönetişim çerçevesiyle bu yaklaşımı değerlendirebilir. İçinde bulunduğumuz dijitalleşmiş iş ortamı da bu modeli daha uygulanabilir hâle getirmektedir. Daha esnek, daha maliyet dengeli ve daha güçlü bir yönetim yapısı oluşturma açısından fraksiyonel liderliğin iş dünyasında giderek daha önemli bir yer edineceği kanaatindeyim.