Son yıllarda dünya çapında hemen hemen tüm sektörler karbon ayak izini sıfırlamak, enerji tüketimini nötrlemek ve doğaya verilen zararı durdurmak üzerine odaklandı. Gayrimenkul ve şehircilik dünyasında bizlerin de son dönemde üzerine en çok konuştuğumuz ve stratejiler geliştirdiğimiz kavramlardan biri hiç şüphesiz net sıfır. Ancak bugün geldiğimiz noktada özellikle iklim değişikliğinin tetiklediği küresel krizler ve artan kentsel nüfus karşısında doğal kaynaklara sadece zarar vermemek artık yeterli bir hedef olmaktan çıktı.
Dünya yüzeyindeki küresel tatlı su rezervlerinin kritik seviyelere inmesi ve su stresinin giderek yaygınlaşması, artık suyu sadece tasarruf edilecek bir kaynak olarak görmekten çıkarıp onu onaran, yenileyen ve çoğaltan bir zihniyete geçmeyi gerektiriyor. Bu noktada da geleneksel sürdürülebilirlik anlayışını bir adım öteye taşıyan su pozitif (water-positive) kavramı, geleceğin şehirlerini inşa ederken en önemli stratejik pusulamız olmak zorunda.
Dünya nüfusunun yarısından fazlası bugün su stresi çeken bölgelerde yaşıyor. Mevcut su yönetimi modellerinin de sürdürülebilir olmadığı açık. Bu noktada binaları ve şehirleri, yüzlerce kilometre ötedeki havzalardan gelen suyu bir kez kullandıktan sonra devasa atık su şebekelerine gönderen doğrusal sistemler olarak tasarlamaktan farklı bir yola ihtiyacımız olduğuna inanıyorum.
Su pozitif yaklaşımı tam da burada devreye girerek yeni bir yol açıyor. Bu yaklaşım, bir binanın, sanayi tesisinin veya şehrin faaliyetleri sırasında doğadan aldığı temiz suyu çevreye geri kazandırmasını hedefliyor. Yani mesele artık sadece musluktan akan suyu kısmak veya daha az tüketmek değil; tasarımı, mimariyi ve mühendisliği kullanarak çevreyi besleyen döngüsel yapılar inşa etmek. Bu dönüşümü hayata geçirmek için ise inovasyon ve kentsel altyapı değişimi şart. Yakın gelecekte geleneksel merkezi şebekelerin yerini, binaların veya mahallelerin kendi suyunu ürettiği ve arıttığı kapalı devre sistemler alabilir.
Yağmur suyu hasadının sadece peyzaj için değil, ileri membran filtrasyon teknolojileriyle birleşerek binanın ana şebekesine entegre edilmesi günümüz teknolojisiyle mümkün. Benzer şekilde lavabo ve duşlardan gelen gri suyun kapalı devre sistem içinde arıtılarak yerel rezervuarlara aktarılması, bazı işlerde temiz su tüketimini önemli oranda azaltabilir. Bu sistemin bir benzerini uygulayan Singapur’da atık su arıtma uygulamaları ile yüksek verimlilik elde ediliyor. Yani şehirlerimizi, kendi suyunu süzebilen, arıtabilen ve depolayabilen sünger şehirler olarak tasarlamalıyız.
Akıllı şebekeler ve bina bilgi modellemesi (BIM) teknolojilerinin entegrasyonuyla bir yapının su tüketimini yapay zekâ ile anlık olarak izleyip kontrol etmek artık oldukça kolay. Ancak bu çapta bir dönüşüm için tüm karar verici ve uygulayıcıların ortak hareket etmesi şart. Yapı firmalarından yerel yönetimlere, malzeme üreticilerinden teknoloji sağlayıcılarına kadar her bir paydaş, bu stratejiye uygun hareket etmeli. Bu anlayışa uygun yönetmelikler hazırlandıkça, çerçeveler çizildikçe, altyapı ve inşaat malzemelerinin tedarik şartları kolaylaştırıldıkça kendi suyunu üreten şehirler inşa etmek mümkün olacaktır.
Kısacası geleceğin şehirlerini bugünden inşa ederken konum ve estetik kadar çevreye olan katkı da yapıların temel kriterlerinden biri olmak zorunda. Böylece enerjiyi ve suyu sadece tüketen değil hem tasarruflu kullanan hem de dönüşüm sistemleri sayesinde kendi kaynaklarını üreten yapılarla örülü şehirlere kavuşabiliriz. Bu da her geçen gün tükenen doğal kaynakları korumayı, temiz tutmayı ve mümkün oldukça beslemeyi beraberinde getirecektir.
Su pozitif yaklaşımının bize söylediği, doğaya direnen değil; onunla uyum içinde yaşayan şehirlerin mümkün olduğudur. Bu uyumu elde etme başarısı ise sürdürülebilirlik vizyonunun doğayı korumak ve geri beslemek şeklinde genişletilip kararlılıkla uygulanmasına bağlı. Biz de Ege Yapı olarak sektördeki her adımımızda suyu sadece yönetilecek bir kaynak olarak değil; yaşamı ve geleceği koruyacak bir emanet olarak görmeye, yaşam alanlarımızı bu sorumluluk bilinciyle tasarlamaya özen gösteriyoruz.