Kişisel Blog

Yeni Petrol: Veri Ekonomisi Artık En Değerli Kaynak

Son 20-30 yılda hızla dijital dünyaya geçiş yaptık. Geçmişte analog sistemlerle ya da elle yaptığımız bütün işlemleri artık online sistemler aracılığıyla gerçekleştiriyoruz. Bu işlemler için aldığımız hizmetlerin bazılarını ücretsiz kullanırken bazılarına da belli ücretler ödüyoruz. Ancak yaptığımız tüm online işlemler dijital dünyaya bir iz bırakıyor, veri yığınına katkı sağlıyor.

Her seçimimiz, her beğenimiz doldurduğumuz her form, her siparişimiz, her yorumumuz bu verinin bir parçası oluyor. Yaptığımız işlerden günlük alışkanlıklarımıza kadar dijital dünyanın parçası haline gelmiş durumdayız. Öyle ki dünyamız bugün bir yılda ortalama 100 zettabyte (ZB) veri üretir hale geldi. Bu verinin büyüklüğünü şöyle anlatmak mümkün: 1 terabyte (TB), 1024 gigabyte (GB) büyüklüğünde. 1 zettabyte ise aşağı yukarı 1.2 milyar terabyte yapıyor. İşin içine bir de Nesnelerin İnterneti kavramı girince tüm hayatımız veri kaynağına dönüşüyor. Haliyle ortada bu kadar büyük bir veri varken bunun bir ürüne dönüşmesi de kaçınılmaz.

Bu alanda hizmet veren şirketler, yeni bir varlık türü olan veriyi sunucularında topluyor, yapay zekadan da yararlanarak analiz edip raporluyor ve bir ürün olarak satışa çıkarıyor. Nasıl ki Sanayi Devriminden bu yana enerji kaynakları ve son yüzyılda özellikle petrol en değerli ürün olarak kabul ediliyordu, gelecekte de en değerli ürün olarak verilerin kabul edileceğini öngörmek çok da zor değil. Yani veri, yeni petrol olma yolunda hızla ilerliyor. Çünkü artık ürün ve hizmet geliştirmede, hatta siyaset üretmede temel bakış açısını veriler sunuyor. Veri odaklı yaklaşım da şirketlerin devreye girmesiyle veri ekonomisini (data economy) doğuruyor. Hatta bu alanda tekelleşme başladı bile denilebilir. Yani nedir veri ekonomisi? Dijital dünyada bıraktığımız tüm izlerin derlenip raporlanması ve bir ürün olarak satılmasıdır.

Google gibi birçok dev şirketin ana şirketi olan Alphabet, Amazon, Apple, Microsoft ve Facebook, bu alandaki en büyük 5 şirket olarak dikkat çekiyor. Aynı zamanda dünyanın en değerli şirketleri de onlar. Bu isimlerin politikalarından biri de Facebook’un Whatsapp’ın 20 milyar doları aşan bir bedele satın almasında olduğu gibi yeni firmaları bünyelerine katmak. Bunda amaç, veri ekonomisinde tekel olabilmek için potansiyel rakipleri ya etkisiz bırakmak ya da daha fazla büyümeden ele geçirmek.

Geçmişte büyük petrol sahalarının birkaç farklı şirket arasında bölüşülmesi gibi bugün de veri ekonomisi bir tekelleşmeye doğru gidiyor. Bu alanda söz sahibi olmak isteyen Samsung, Siemens, General Electric gibi birçok teknoloji ve makine markası da veri şirketine dönüşmeye gayret ediyor. Çünkü artık internet, hayatımızın vazgeçilmez bir parçası ve her adımımızda internette iz bırakıyoruz. Bunu yalnızca bilgisayarlarımız ya da cep telefonlarımızla da yapmıyoruz artık. Mesela son dönemde çalışmaları hızlandırılan sürücüsüz otomobiller, tam olarak internetten besleniyor olacak. Bir sürücüsüz otomobilin de saniyede 100 GB veri üretmesi bekleniyor. Bu muazzam büyüklükteki verinin depolanıp analiz edilmesi ve ürün ya da hizmet üreticilerine satılması ise devasa bir ekonomiyi doğuruyor.

Kısacası çağın yükselen değeri veri ekonomisi, yeni petrol olarak en değerli kaynak haline gelmek üzere. Bu alandaki tekelleşmenin doğurabileceği tehlikelerin önüne geçmek ve pazardan pay almak içinse yapay zeka, makine öğrenmesi, yazılım geliştirme gibi alanlara kapsamlı ve sürdürülebilir şekilde yatırım yapılması gerekiyor. Çağın ve hatta geleceğin gerisinde kalmamak için bu şart!
İnovasyon