Kişisel Blog Sitesi

İş Hayatında Kadının Yeri Artmalı

Dünyada kadınların işgücüne katılım oranı %50’ye yaklaşmış durumda. Yani her 2 kadından biri iş hayatında aktif olarak yer alıyor. Erkeklerin işgücüne katılım oranı ise %75’ten fazla. Yani her 4 erkekten 3’ü aktif çalışan. Fakat dünyanın bazı bölgelerinde kadınların işgücüne katılma oranı çok daha düşük. Bazı ülkelerde 10 kadından sadece biri iş hayatında kendine yer bulabiliyor. Kadınlarla erkekler arasındaki bu fark ise ev işlerinden ve çocuk bakımından tamamen kadının sorumlu ilan edilmesinden kaynaklanıyor. Yani kadınların ev işlerini yapıp çocuklara bakmakla sınırlı bir hayata sahip olmaları bekleniyor. Peki, Türkiye’de kadınların işgücüne katılım oranı ne? Kadınların iş hayatındaki yeri bize ne ifade ediyor?

TÜİK verilerine göre Türkiye’de kadın istihdamı oranı 2017 yılında %29.3, 2018 yılında ise %29.1. Yani 15 ve yukarı yaştaki her 10 kadından yalnızca 3’ü iş hayatında yer alıyor. 15-64 yaş arasındaki kadınların istihdam oranı ise biraz daha yüksek: 2017 yılında %32.7, 2018 yılında %32.6. Erkeklerde bu oran ise ortalama %70. Yani diyebiliriz ki ülkemizde erkekler çalışıyor, kadınlar iş hayatına daha az dahil oluyor.

Uluslararası işgücüne katılım raporlarına göre Türkiye, cinsiyet eşitliği açısından 144 ülke arasında 131. sırada yer alıyor. Sağlık, eğitim, siyasi katılım gibi alanlarda çok daha başarılı olsak da söz konusu iş hayatı olunca kadınlara daha çok yer açılması gerekiyor.

Türkiye’de 15 ve yukarı yaştaki kadın sayısı yaklaşık 31 milyon. İş hayatına dahil olabilen kadın sayısı da 9 milyon. Geri kalan 22 milyonluk oldukça büyük grup ise iş hayatında yer almıyor. Çalışan kadın oranı, eğitim seviyesi arttıkça yükselse de hala istenilen seviyede değil. Ancak eğitim durumundan bağımsız olarak da kadınlar, erkeklerin gerisinde kalıyor. Ortaokul mezunu kadınların %17’si iş hayatında yer alırken bu oran erkeklerde %50’den fazla. Lise mezunu her 4 kadından sadece biri iş hayatına dahil. Erkeklerde ise bu oran yaklaşık %70. Kadınların iş hayatına katılımında en büyük pay ise üniversite mezunlarına ait. Yükseköğretim kurumlarından mezun olan kadınların %60’tan fazlası, erkeklerin ise yaklaşık %80’i aktif işgücüne dahil edilebilmiş. Tabii Avrupa ülkeleri genelinde veriler yayımlayan Eurostat’a göre AB ülkeleri ile kıyaslandığında Türkiye, yükseköğretim mezunu kadınların iş hayatında yer alma oranında en düşük paya sahip ülke. Çalışan kadınların yalnızca yaklaşık %2’si işveren, %65’lik büyük grup ise ücretli ya da yevmiyeli çalışan konumunda. Ücretli ve yevmiyeli çalışan kadınların %60’ı hizmet sektöründe yer alırken, %25’ten fazlası ise tarımda faaliyet gösteriyor. Üstelik tarım sektöründe çalışan kadınların kayıt dışılık oranı %90’dan fazla. Yani emeklilik ve sosyal haklardan neredeyse tamamı mahrum. Tarım dışı sektörlerde kayıt dışı çalışan kadın oranı ise %25. Yani her 4 kadından biri, sosyal güvencesi olmadan çalışıyor. Dünya Bankası’nın yaptığı Girişimcilik Araştırması da kadınların iş hayatındaki yerine ışık tutuyor. Türkiye’de kadınların yönetimde çoğunlukta olduğu şirket oranı %1’in altındayken üst düzey yöneticiye sahip şirket oranı ise %5’ten biraz fazla.

Bu istatistiklere başkaları da eklenebilir. Ancak bu kadarlık kısmı bile bizim gibi daima çalışması gereken bir ülkede kadınlara iş hayatında daha fazla yer açılması gerektiğini ortaya koyuyor. Aslında bu alanda son dönemde belirli bir ivme kazanmış durumdayız. TÜİK verilerine göre son 10 yılda Türkiye’de istihdam artışı 8.5 milyon olurken bunun 4 milyondan fazlasını, yani neredeyse yarısını kadınlar oluşturuyor. Bu da geçmişe oranla son dönemde kadınlara iş hayatında çok daha geniş bir yer açmaya başladığımızı yansıtıyor. Ancak toplumun temel direği olan kadınların sosyal hayatta ve iş dünyasında çok daha fazla yer alması, eğitim ve girişimcilik gibi alanlarda daha fazla teşvik edilmesi gerekiyor. Bölgesel ve küresel güç olma yolunda ilerlerken toplumun bütün kesimlerinin bu çabaya dahil olması şart!