Kişisel Blog Sitesi

İş Hayatında Hiyerarşi Başarının Anahtarı mıdır?

Her ortamda olduğu gibi iş yerinde de düzen ve disiplin, başarıya giden önemli adımlar. Bu kavramların yanına eklenebilecek diğer kavram ise hiyerarşi olabilir. Aslında ilk bakışta disiplin ve hiyerarşi, olumsuz kavramlar olarak algılanabiliyor. Çünkü bizim toplumumuzda çoğu zaman disiplin ve hiyerarşi; sorgusuz sualsiz itaat, eli cetvelli öğretmen, emirler yağdıran yönetici, hiç fikir beyan edemeyip sadece söyleneni yapan çalışan olarak tanımlanıyor.

Ancak özünde disiplin bu değil, hiyerarşi de bunu sağlayan şey değil. Disiplin en basit anlatımla; yapılan işte her türlü şartta aynı performansı sunmak ya da sunmaya çalışmak. Yani sadece dönemsel çaba değil, her türlü şartta istikrarlı performans sunmayı hedeflemek ve bunu başarmak, gerçek manada disiplin olarak tanımlanabilir. Bu da başarıya giden yoldaki en güçlü silahlardan biridir.

Ülkemizdeki çalışma hayatında bu disiplini sağlamak için daha çok hiyerarşinin korkutuculuğundan yararlanılmaya çalışılıyor. Çoğu zaman bir personelin daha disiplinli ve başarılı olması için emretmenin, baskı ortamı oluşturmanın yeterli olduğu düşünülüyor. Oysa modern dünyanın bu konudaki çözümleri çok başka. Disiplini ve hiyerarşiyi farklı tanımlayan bu yeni nesil anlayış, başarıya giden yolun daha sade ve destekleyici olması gerektiğinin farkında.

Eski hiyerarşi anlayışı, bir karar için birçok bürokratik basamağın aşılması gereken, fikrin basamaklar arasındaki yolculuğunda yenilikçi yanının büyük oranda törpülendiği bir ortamı beraberinde getirebiliyordu. İstisnalar mevcut olsa da çok sayıda hiyerarşik basamağın bulunduğu iş hayatında yenilikçi fikirlerin hayata geçmesi pek mümkün değildi. Ancak bu anlayış ile bugün iş yerlerini yönetmek artık mümkün değil. Yeni fikirlerin üretilmesi, atılacak adımların belirlenmesi, alınacak kararların tartışılması ve çalışanların inisiyatif alması, iş hayatında başarı için olmazsa olmaz durumda.

Zamanın ruhu, emirler yağdırmayı değil, fikirleri tartışmayı mecbur kılıyor. Çünkü bir yöneticiden -alanında ne kadar iyi olursa olsun- tüm kararları tek başına almasını beklemek hem ona hem de diğer çalışanlara haksızlık anlamına gelir. Yapılan araştırmalar da iş hayatında başarı için bu anlayışın daha yararlı olduğunu gösteriyor. Mesela birçok firma, hiyerarşik yapıyı gözden geçirip bazı pozisyonları ortadan kaldırıyor. Şef, sorumlu, direktör, müdür, yetkili ve bunların yardımcıları olmak üzere birçok unvana sahip iş yerlerinde kararların alınıp uygulamaya koyulması için gereğinden uzunca bir süre beklemek gerekiyor. Oysa modern iş hayatında bu unvanlar ortadan kalkmaya çoktan başladı. Tabii ki spesifik bazı sektörlerde bu sayı artabilir, ancak günümüzde ideal unvan kademesi sayısının 5 ile 7 arasında olduğu kabul ediliyor. Yani genel müdür, yardımcısı, müdür, kıdemli yönetici ve birim yöneticisi gibi bir sıralama yeterli. Çünkü kademe sayısı arttıkça bilginin ve fikrin sağlıklı bir şekilde iletilmesi güçleşiyor. Yani aradaki “filtreler” nedeniyle alt basamaklar görünmez oluyor. Bu nedenle ağırlık yapan unvanlardan kurtulmak şart.

Karar alma sürecinde etkin rol oynayan takım arkadaşları, unvanları değil de fikir ve performansları ile varlıklarını sürdüren personeller, aldığı fikirleri harmanlayıp son sözü söyleyecek kadar derleyici yöneticiler ve bu sistemin varlığını korumayı başaran patronlar… İş hayatında başarının anahtarı bence bu denklemin hayata geçirilmesinde saklı.