Kişisel Blog Sitesi

Bir Kurumu Ayakta Tutmak İçin Risk Yönetimine Hakim Olmak Şart

Bir girişimci olarak iş hayatında daima riskler olduğunun farkındayım. Kontrol altında tutulmayan risk, beklenmedik anda gerçekleşebilir ve büyük sorunlara yol açabilir. Ancak hedeflere emin adımlarla yürümek adına tüm senaryolara hazırlıklı olmak şarttır. Yani riskler olur da krize dönüşürse kriz ve risk yönetimi çalışmaları hayata geçirilmeli. Peki; risk nedir, risk yönetimi nasıl yapılır, risk yönetimi planı nasıl oluşturulur?

İngilizce kökenli risk, zarara uğrama tehlikesi olarak dilimize geçmiş. Gelecekte yaşanması muhtemel, ama gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli olmayan durumları, yani belirsizlik hallerini açıklamak için kullanıyoruz. Risklerin ihtimalden çıkıp hayat bulması ise krizlere yol açar. Yani olmaması için çabaladığımız durumlar risklerdir, tüm çabalara rağmen gerçekleşmeleri ise krizlerdir diyebiliriz. Küçük, orta ya da büyük fark etmez; bütün girişimler riskler barındırır ve krizlere açıktırlar. Bu nedenle risk yönetimi ve kriz yönetimi konularında hazırlıklı olunması gerekir. Aksi halde kriz anında neler yapılacağı, hangi adımların neye dayanılarak atılacağı bilinemediği için kaos ve büyük zararlar kaçınılmaz hale gelir.

Risk yönetimi, belirsizlikleri ve risklerin etkilerini azaltmak, mümkünse de etkisiz hale getirme çalışmalarının genel adıdır. Riskleri, probleme ya da krize dönüşmeden tespit etme, çözüm önerileri getirme ve tüm adımları planlama aşamalarını kapsar. Yani işletmeniz, risk yönetimi ile sürprizlere karşı korunaklı hale gelir. Peki, bunu nasıl yapar?

Risk analizi ve risk değerlendirme aşamalarından oluşan risk yönetimi, bir klişeye dönse de oldukça açıklayıcı olan bir cümle ile daha iyi anlaşılabilir: Önlemek ödemekten ucuzdur. Yani sorunları önleme çalışmaları, sorunlar yaşandıktan sonra hasarı telafi etmekten daha az maliyetlidir. Bunun için yapılması gereken ilk şey de planlamadır. Çünkü bir işletmeyi risk yönetimi ayakta tutuyorsa risk yönetimini geçerli kılan da planlı harekettir.

İlk adım, riskleri tanımlamak. Analitik düşünceyle neden-sonuç ilişkisi kurarak hangi durumların nasıl riskler oluşturacağını tespit etmek önemli. Çünkü başınıza ne geldiğini ya da geleceğini bilmezseniz önlem alamazsınız. Bu aşamada istatistiklerden ve geçmişte yaşanan benzer durumlardan da destek alınmalı. Tabii riskin gerçekleşmesi birçok değişkene bağlı olduğu için her ihtimali hesaba katmakta fayda var. Mesela şirket girdileri, hukuka uygunluk, vergiler, piyasa şartları, yönetmeliklerdeki değişiklikler sık sık incelenebilir.

Sonraki adım, tespit edilen risklerin gerçekleşme ihtimallerini ve bu durumdaki maliyetlerini değerlendirmek. Yani yapılan yeni yatırım hüsrana uğrarsa bunun şirkete toplam maliyetinin ne olacağı bilinmelidir. İhtimal konusunda ise farklı durumlar mevcut. Gerçekleşmesi çok düşük olan riskler göz ardı mı edilecek, büyük risklere rağmen yatırıma devam mı edilecek gibi kararların bu noktada alınması gerekiyor.

Burada bir noktaya değinmekte fayda görüyorum: Risk yönetimi, hiç risk almamak değildir. Bunun yerine riskleri bilip ona uygun kararlar almak, dönemsel olarak beklemeye geçmek gibi seçenekler düşünülebilir. Ancak yatırımın durması demek, girişimin yerinde sayması ve sonrasında da küçülmesi demektir. Oysa çoğu zaman krizleri atlatanlar, bu gibi durumlarda risk alıp harekete geçenlerdir. Konfor alanından çıkmayanlar ise fırtınaya karşı direnen ağaçlar gibi rüzgârın bir an önce dinmesini bekleyerek zaman geçirirler.

Risk yönetiminin sıradaki aşaması, adı konulan ve hacmi belirlenen risklere karşı alternatif çözüm senaryoları üretmek. Yani riskin ete kemiğe bürünmesi durumunda atılacak adımlar nelerdir, hangi uygulamalarla ilerlenecek gibi soruların önceden cevaplanması gerekir. Ardından riskler sıkı takibe alınmalı ve büyüyüp büyümedikleri ya da yaklaşıp yaklaşmadıkları incelenmelidir.

Kısacası “Kurumsal risk yönetimi nedir?” sorusunun cevabını şöyle verebiliriz: Krizin adını koymak, hacmini belirlemek, uygun cevaplar üretmek ve takibi bir an olsun bırakmamak. Tabii son bir aşama olduğu da unutulmamalı: Kriz yönetimi.

Tüm hazırlıklarınızı yaptınız ve önlemlerinizi aldınız. Ama risk olarak belirlediğiniz durum krize dönüştü. Bu noktada, alınan kararları uygulamak, aktif çözümler üretmek ve değişen şartlara uyum sağlamak için kriz yönetimine hakim olmak da önemli. Çünkü biliyoruz ki bazen kırılmamak için esnek olmak gerekir!